Üniversitelerin Özgürlüğü

Hemen konuya girmek gerekirse bu tanımın Türkiye’deki pratiğinde tamamen kökenine ters bir politika izleniyor. Süregelen baskıcı zihniyetlerin, darbeyle gelen yök’ün üniversitelere etkisiyle üniversiteler amacına ters kurumlar haline getirilmeye çalışılıyor. Düşünen özgür beyinlerin farkında olup farkındalık yaratmasının önüne çekilen bu setler bugün üniversiteli olan herkesin sorunudur aslında ve sorunu olmalıdır da. Üniversiteli olmanın, üniversitenin amacının iyi irdelenmesi bu bağlamda önemlidir. Ancak sistemin eğitimi katletmesi üzerine geleceksizleştirilen üniversite öğrencisi yıllarını kaygıyla dolu üniversitede geçirip sonunda zorluklarla dolu hayata atılıyor. Üniversite bir amaç değil araç haline dönüştürülüyor. Üniversiteyi iyi algılayıp, bu baskıyı yok etmek tabi ki üniversitenin öznesi öğrencilere düşer.

Bilimsel, özgür, sorgulayıcı özelliklere sahip olmayan üniversitede hiçbir öğrenci verim alamaz. İçi boşaltılmış, ezberlenilmiş, tek düze bir ortam varlığı kişisel bir ilerleyişi durdurur. Bugün yök’ün köhne zihniyetinden bir nebze kurtulmuş özerk üniversitelere(odtü, Boğaziçi gibi) baktığımız zaman bilimin ve dolayısıyla başarının önde olduğunu görebiliyoruz. Bu da özgür düşünme ortamının ne kadar önemli olduğunu kanıtlar.
Üniversite öğrencisininse bunun farkında olup üniversitesine sahip çıkması kendine gösterdiği bir saygıdır aynı zamanda. Üniversitede olduğunun bilincinde olmaktır. Çünkü tepkisizlik, alışılmışlık, umutsuzluk üniversitelinin özünde yoktur. Olamaz!

Üniversiteli olarak bilimi savunmalı sistemin bize dayattığı üniversite mantığını yıkıp alanlarımızı özgürleştirmeliyiz. İster bu konuda direnerek ister direnenlere yabancı gözlerle bakmayarak. Önemli olan bu nokta! Sözgelimi üniversiteler bizim arkadaşım!

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.